Yön Bulma

Günlük yaşam içerisinde meydana gelebilecek afet ve acil durumlarda hayatımızı idame ettirmek için ya da kaybolan kişileri bulmak için sistematik bir şekilde aramalar ve yön bulma çalışması yapılmalı; bize her zaman enerji tasarrufu ve en önemlisi de hayatta kalma isteğini artıracaktır. Yön bulmak için birçok doğal ve teknolojik ekipmanlar kullanılabilir. Başarılı olmak için her zaman için iyi gözlem yapmalı ve bizlere nelerin yardımcı olabileceğini değerlendirme yapmalı tüm afet ve acil durumlarda son derece önemli bir konudur.

Enkaz Altında Beton, ahşap, çelik ve yığma binalar günümüzde en çok kullanılan yapı çeşitleridir. Olası bir afet acil durumda ilk olarak deprem, patlama ya da binanın kullanım süresinin bitmesinden dolayı çökme meydana gelebilir, enkaz/göçük altında kalabiliriz, bu durumda sakin olmalı fazla hareket etmemeli ve bağırarak enerjimizi harcamayıp doğru çıkış yönünü bulmak için hava giriş ve çıkış yönlerini tespit edip ve bunları takip etmemiz daha faydalı olacaktır. Bununla birlikte aralarında boşluk olmasında yararlı olan eşyaları mümkün olduğu kadarıyla yerinden oynatmadan kendimize yol açmalıyız.

Yön Bulmada Kullanılan Yöntemler ve Açıklamaları

Bulunduğumuz noktada Güneş’in doğduğu taraf doğudur. Sağ kolumuzu doğuya doğru uzatırsak, solumuz batı, önümüz kuzey ve arkamız güney yönünü gösterir.

Pusula: Yönümüzü bulmak için en çok pusuladan yararlanırız. Yön bulma aracı olarak Pusulanın aynı doğrultuda ve zıt yönlü bir göstergesi vardır. Bu ibrenin renkli ucu daima kuzeyi gösterir. (Yakınında bulunan mıknatıs, pusulanın yönünü değiştirir tam doğru yönü gösterememesine neden olabilir ki mıknatıslardan uzak tutmalıyız.)

Pusulada genellikle yönler İngilizcede bu anlamdaki kelimelerin baş harfleriyle belirtilir. Kuzey – N ( : North ), Güney – S ( : South ), Doğu – E ( : East ) ve Batı – W ( : West Çubuk: 1 m uzunluğunda bir çubuğu yere diker, daha sonra gölgesini izleriz. Gölgenin en kısa olduğu ( öğle vakitlerinde ) andaki yönü kuzeyi gösterir. ( Güney Yarımkürede güneyi ). Bunun tam zıt yönü ise güney yönüdür. Veya öğle vaktini hiç beklemeden çubuk gölgesinin ilk yerini işaretleriz. Dünya döndükçe – zaman geçtikçe – gölgenin yönü de değişecektir. Daha sonra ikinci bir gölge noktası belirleriz. Birincisine sol, ikincisine sağ ayağımızı basarız. Bu duruşumuzla yüzümüz veya önümüz kuzey yönü gösterir. Yine bu anda sol ayağımızı bastığımız yerden sağ ayağımızı bastığımız yere çizilen doğru doğuyu gösterir.

  1. Camilere Bakarak Yön Bulma: Camilerde mihrabın karşısındaki giriş kapısı kuzeyi gösterir. Minarelerde şerefeye açılan kapılar (üst kapı) güneye bakar. Hrıstiyanların ibadet yerleri olan Kiliselerde ise kilisenin çanı, kilisenin batısındadır.
  2. Karınca Yuvaları İle Yön Bulma Yöntemi: Karınca yuvalarının ağzı güneyi gösterir.
  3. Mezar Taşlarına Bakarak Yön Bulma: Müslüman mezarlarında baş taraf batıyı, ayaklar doğuyu, yüz ise güneyi gösterir. Hristiyan mezarlarının baş tarafı güneyi gösterir.
  4. Taşlarda ve Ağaçlardaki Yosunlara Bakarak Yön Bulma: Yosunlar taşların ve ağaçların kuzeyinde oluşur / olur.
  5. Yön Bulma Yöntemleri Kutup Yıldızı: Kutup Yıldızı’nı gördüğümüzde önümüz kuzey, arkamız güney yönünü gösterir.

Dünya üzerinde bulunduğumuz yeri harita ve aletler kullanarak belirleyebiliriz. Bulunduğumuz noktadan diğer bir noktaya giderken, yürüdüğümüz yönü rota olarak adlandırırız. İki nokta arasında birçok engeller, tepeler, ormanlar, göller ve nehirler yer alabilir. Önemli olan bir yerden diğerine giderken, saydığımız bu engelleri aşarken rota dediğimiz yönümüzü kaybetmememizdir. Yapılan araştırmalarda bir kişi bilmediği bir arazide hareket ediyorsa bir müddet sonra yön duygusunu kaybettiği görülmektedir. Yürüyüş sırasında, yaşamlarında sağ ayağını kullanan insanların kuvvetli olan bu ayakları ile sola göre daha uzun adım attıkları görülmektedir. Bu nedenle düz bir doğru üzerinde yürüdüklerini zanneden kişilerin rotalarından sola doğru saptıkları ve zaman içinde sola doğru çok geniş bir yay çizdikleri görülmektedir. Sonuçta umdukları yere ulaşamadıkları gibi nerede olduklarını bilememektedirler. Son yıllarda ülkemizde doğada etkinlik gösteren kişilerin sayısı artmıştır. Bu sayı artışı beraberinde kazaları ve kaybolma olaylarını getirmektedir. Yön saptama çok kesin ve net bir hadisedir. Doğada yürüyen bir kişi net olarak nerede olduğunu bilmeli veya kaybolduğunu kabul etmelidir. Pusula ve şimdi öğreneceğimiz yöntemlerle yer yüzeyinde ancak yön saptaması yapılabilir. Yani ancak istenen rotada yürümek mümkün olabilmektedir.

Yeryüzü üzerinde nerede olduğumuz sorusunun cevabı farklı aletler gerektirir. Bu aletlerden elde ettiğimiz sonuç ile enlem ve boylamımızı derece, dakika ve saniye cinsinden öğrenebiliriz. Bu bilgi ancak bir haritaya aktarıldıktan sonra o anki haritadaki yerimizi belirleyebiliriz. Sonuç olarak doğada yönümüzü belirlemeden önce kabaca nerede olduğumuzu bilmek zorundayız Ancak bundan sonra nereye gideceğimizi düşünüp sonra yönümüzü saptamalıyız.

Saat Yardımı ile Yön Bulma

Güneşli bir günde bileğimizdeki saat yardımı ile yön tayin edebiliriz. Saatin akrebi güneşe döndürülür Saatin 12 rakamı ile akrebin oluşturduğu açının açıortayı güney-kuzey hattıdır. Güneş tarafı güney yönüdür.

Su bulmak ve dezenfeksiyonu nasıl yapmalıyız?

Su bulmak için bulunduğumuz bölgedeki yoğun yeşil alanların altlarını kazarak su bulabiliriz Sabah erken saatlerde çimen ve bitkilerde oluşan suyu elde etmek için ayakkabımızın üzerine baf ya da tişörtümüzü sarıp yürürken suyu toplayabiliriz. Suyu dezenfekte etmek için ; Mataramızla suyu kaynatabiliriz. Etrafta bulacağımız atılmış pet şişeleri suyla doldurup ateşin için de kaynatabiliriz içi su dolu pet şişeler erimez. Bir pet şişe ve benzeri şekildeki cisimlerin içine suyun temiz çıkışı altta gelecek şekilde en alta ince kum üzerine küçük çakıl taşları onun üzerine de daha büyük taş parçalarını koyup bir damıtma sağlayabiliriz. Büyük ve hızlı su akışının olduğu yerlerde suyun oyduğu kayaların içine suyu koyduktan sonra yumruk büyüklüğündeki taşları bir ateşte iyice beklettikten sonra suyun içine koyup ısıyı transfer edip suyun kaynamasını sağlayabiliriz. Başka bir yöntemde bambu gibi içine su koyulacak şekildeki ağaçların içine su koyup kaynatılabilir.

Avlanmak

Ülkemiz av hayvan çeşitliği ve sayısı bakımından maalesef çok zengin değildir. Daha çok su canlıları bulunmaktadır. Su da avlanmak için; Suyun akış yönünde bir baraj gibi set oluşturulup balıkların sayısı gözlemlenip daha sonra suyun akış yönü oluşturulan havuzun başka bir yönüne kaydırıp havuzdaki suyun azalmasıyla birlikte balık tutulabilir. Balık tutmak için ağaçlardan uzun bir dal kesip/kırıp suya hızlıca vurararak suda şok sesleri oluşturup balıkları hafiften sersemletip daha kolay yakalayabilirsiniz. Ağaca dalından mızrak ya da ok yapıp balık avlamada kullanabilirsiniz. Balıklar küçük ise mızrak şeklinde yaptığımız dalı sivri kısmını dörde bölüp daha geniş bir saplanma alanı oluşturarak avlanabiliriz.

Kara hayvanları için

Öncelikli olarak çevremizi iyi gözlemleyip hayvanların su içmek için kullandıkları yolları belirleyip ve aynı zamanda muhtemel yuva girişlerini gözlemledikten sonra, Özelikle tavşan ve benzeri hayvanları yakalamak için iplerle tuzaklar hazırlayıp yakalayabiliriz. İpin ucuna bir kement yapıp av hayvanı geçerken boynuna takılmasını ve sıkarak yakalanmasını sağlayacak şekilde hazırlayıp kullanabiliriz. Avlanmak için 60-70 cm uzunluğunda ve 3-4 cm kalığında düz bir dal parçasıyla bir ağacı hedef alıp yanlamasına fırlatarak vurmaya çalışıp biraz antrenman yaptıktan sonra yürüyüş yolumuz üzerinde karşılaşacağımız av hayvanlarını vurmaya çalışabiliriz.

Yemek pişirmek için

Yakaladığımız av hayvanına bağlı olarak yeşil yaprakları birbirine küçük dal parçalarıyla tutturmak suretiyle bir tepsi şeklinde hazırlayıp balık kızartabiliriz. Bu yöntem Doğu Karadeniz bölgesinde daha çok yapılmakta olan bir yöntemdir. Bazı av hayvanları özelikle tavşan ve benzeri hayvanlar kendi derileri kullanılarak pişirilebilir. Ayrıca dere yataklarının kenarlarında bulunan ince sal taşı denilen denini 25-30 cm genişliğindeki taşları da yemek pişirmede kullanabiliriz.

Kaza durumunda

Olası kaza durumlularında yaralının taşınması için çok farklı yöntemlerle birlikte yaralının yaralanma şekline bağlı olarak farklı uygulamalar yapılır. Yaralıyı iki sopa üzerine bir battaniye sararak taşıyabiliriz ya da yine iki sopaya tişört veya kazaklarımızı geçirip sedye olarak kullanabiliriz. Bir kapıyı da yine sedye olarak kullanabiliriz Özelikle göğüs yaralanmalarında sandalyeyle yaralının hem taşınmasını hem de yukarı veya aşağıya doğru indirilip çıkarılmasını sağlayabiliriz. 5-6 metrelik bir ip ya da tırmanışta kullanılan toplanmış uzun ipleri iki halka olacak şekilde değerlendirip bir sırt çantası gibi yaralıyı taşımak mümkündür. İki adet buton ya da dalı birleştirip bir oturak şeklinde yaparak da yaralıyı taşıyabiliriz.

Barınmak için

Barınmak olası doğa kazalarında ve hayatı idamede son derece önemlidir bireyin kendini güvende hissetmesi psikolojik olarak büyük destek sağlayacaktır. Barınma için doğal çevreden faydalanılmalı ve iyi bir gözlem yapılmalıdır. İlk olarak yapılması gereken küçük oyuklar var mı diye bakıp ardından geçici barınma için ne tür eklemeler yapabiliriz diye düşünmeliyiz. Yıkılmış bir ağacın bir ucu yerde dururken diğer ucunu 1 metre kadar yukarıda sabitleyip etrafını dal ve yapraklarla kapatıp geçici bir barınma alanı inşa edebiliriz. Üç adet uzun dal bir birine bağlayıp ortada olanı ters yönde çevirip iyice sıkışmasını sağladıktan sonra üçgen şekilde Kızılderili çadırı şeklinde yaparak bir üçayak şeklini aldıktan sonra etrafına dal ve yapraklarla kapatıp korunaklı bir alan oluşturabiliriz. İp olarak kullanabileceğimiz bitkileri yerden belli bir yükseklikte karşılıklı duran iki veya daha fazla ağaca sararak ve aralarına dal parçaları koyarak hamak yapabiliriz.

Karda igloo yapmak için

Öncelikle ilk yaşadığımız iş inşa etmektir. Bunun için sert kar tabakası bulmak gerekmektedir. Bunun için kar tabakasının alt kısmına bakmak faydalı olacaktır. Kar bloklarını testere veya benzeri bir cisimle kesip kırılmamasına özen gösterip igloonun inşaatına başlanmalıdır. Her parçayı dikkatlice koyup karla birleşim yerleri doldurulup desteklenmelidir. Afet ve acil durumlarla ilgili birçok farklı hayatı idame yöntemi bulunmaktadır, yüzyıllardır özelikle Kızılderili, Avustralya Aborjinleri ve Afrika’daki kabilelerin yaşadıkları bölgelerde doğayla barışık ve uzun yıllar kullandıkları çok farklı yöntemler bulunmaktadır. Hayatı idame için hangi şartlar ve ortamda olursa olsun çok iyi gözlem yapmalı ve bize faydalı olabilecek her şeyi iyi değerlendirmek gerekir.

Efor OSGB İstanbul; Tecrübeli İş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimleriyle İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinizde kaliteli ve güvenilir OSGB’dir.

Leave a Reply