Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Koronavirüs ile ilgili Genelge Yayınladı

Türkiye’de nisan ayında 220 çalışan iş kazasında yaşamını yitirmiştir, bunun %47’si 103 kişi Koronavirüs,Covid-19 nedenli olarak hayatını kaybetmiştir. Koronavirisüne (Covid-19) maruz kalan çok sayıda çalışan için iş kazası  sayılıp sayılmayacağı konusunda ciddi tartışmalar yaşanmaktaydı.  Koronavirüsün doğası gereği çalışanların salgın hastalığa ne zaman, nerede ve ne şekilde yakalandığının tespiti oldukça zordur. Bahsi geçen virüs solunum yolu ile bulaşmaktadır. Çalışanın işyerinde veya sosyal hayatında hastalığı kapma ihtimali bulunmaktadır. 

Diğer bir deyişle;  çalışanların işyeri veya işyeri eklentileri dışında, ev veya sosyal hayatında, alışverişte ya da dışarıda herhangi bir yerde koronavirüsüne yakalanma ihtimali bulunmaktadır. Bu yüzden, çalışanın hastalığı işyerinde veya işyeri dışında kapıp kapmadığının net olarak belirlenmesi oldukça zordur. Kaldı ki bir salgın olması nedeniyle de işyerlerinde tüm önlemlerin alınmış olması halinde bile yakalanma ihtimali bulunduğu açık bir gerçektir. 

Ayrıca, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 15 inci maddesinde; “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalının, iş kazası ve meslek hastalığı dışında kalan ve iş göremezliğine neden olan rahatsızlıklar, hastalık halidir.” denilmektedir.

Bilindiği üzere ülkemizde de çok sayıda koronavirüsü (covid-19) pozitif vakalarının görülmesi üzerine, SGK’na iş kazası olarak bildirilip bildirilmemesi konusunda, daha önce benzer bir konularda verilen Yargıtay kararı da dikkate alınarak, riske girmemek için “İhtirazi Kayıtla İş Kazası” bildirimi yapılması tavsiye edilmekteydi. 

Ancak, ilk vakanın görülmesinden uzun bir süre geçtikten sonra nihayet Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) bu konudaki kararını vererek genelge yayınladı. Sosyal Güvenlik Kurumu söz konusu belirsizliği ortadan kaldırmak üzere 07/05/2020 tarihinde yayınladığı 5852699 esas sayılı genelge ile koronavirüs vakalarının iş kazası sayılıp sayılmayacağı konusuna açıklık getirmiştir. 

Söz konusu SGK genelgesine göre, COVID-19 virüsünün bulaşıcı bir hastalık olduğu dikkate alındığında, söz konusu salgına maruz kalan ve sağlık hizmet sunucularına müracaat eden sigortalılara “hastalık” kapsamında provizyon alınması, başka bir ifadeyle tedavi olmak amacıyla hastaneye başvuran çalışanların durumunun hastalık kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. 

Bu anlamda tedbir amacıyla Koronavirüs’e yakalanan personeller için ihtirazi kayıtla iş kazası bildirilmesine gerek kalmamıştır. İşyerinde veya işyeri dışında koronavirüse yakalanıp yakalanmadığına bakılmaksızın hiçbir Covid-19 pozitif vakası, SGK’ya iş kazası olarak bildirilmeyecektir. Fakat Koronavirisüne işyerinde maruz kalınmasının iş kazası mı, veya hastalık olarak mı değerlendirileceği konusundaki tartışmalar devam edecektir. Açılan davalarla ilgili olarak Yargıtay’ın kararları durumu değiştirebilecektir.

SGK Genelgesi / Covid-19

Koronavirüs İş kazası Sayılmalı Görüşünde Olanlar Neler Düşünüyor?

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi, sağlık çalışanı olan ya da sağlık hizmetlerinde çalışanların COVID-19 tanısı almaları durumunda, hastalığın yapılan işle yakın bağı gözetilerek “İş kazası ” bildirimi yapılması gerektiğini açıkladı.

İstanbul Tabip Odası, corona virüsü sürecinde çalışırken enfekte olan sağlık çalışanlarının sayısının her geçen gün arttığını belirtti. Buna rağmen SGK’nın sağlık personelinde görülen vakaları ‘iş kazası veya meslek hastalığı’ saymaması, hekimlerin tepkisini çekti. Tabip odası hukukçuları, özel hastanelerin başhekimlerine gönderdiği yazıda, SGK’nın uygulamasının tereddütlere neden olduğunu belirterek, “Covid-19 sağlık çalışanları için meslek hastalığıdır” dedi.

Ana muhalefet partisi CHP genelgeye karşı çıkarak; “Çalışanın işinin niteliğine göre iş kazası veya meslek hastalığı olarak değerlendirilmeli” görüşünde. CHP iddiasını TBMM gündemine savunarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yanıtlaması talebiyle soru önergesi verdi.

Konuyla ilişkili kuruluşlardan, İşyerindeki COVID19 vakalarının iş kazası olarak bildirilmesi gerektiği; sağlık çalışanları ve biyolojik risk maruziyetine açık gıda, perakende ve kasiyer olarak çalışanların meslek hastalığı şeklinde değerlendirilmesi gerektiği gibi değerlendirmeler açıklanmıştır.

Konuyla ilgili uzman hukukçular ve bilirkişi sıfatında olan bazı kişilerde basında genelge karşıtı makaleler yayımladılar.

İş Kazası Nedir ve Sonuçları Nelerdir?

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun’da iş kazası; “işyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen yada bedenen engelli hale getiren olay” şeklinde tanımlanmıştır. 

Çalışanlar bu dönemde işveren tarafından kendisine yüklenen sorumlulukları yerine getirmek amacıyla toplu taşıma araçlarını kullanmakta, çok sayıda insanın birarada çalıştığı işyerlerinde tüm günlerini geçirmekte, müşteri ziyaretlerine giderek toplantılara katılmaktadırlar. Bu durumda çalışan, işin yürütümü nedeniyle hastalığı kapacağından bu durumun “iş kazası” olarak değerlendirilmesi gerektiği görüşü de bulunmaktadır. Tabiki her olay kendi içinde değerlendirilmelidir; Çalışanın hastalığa işverenin verdiği işin yürütülmesi sebebiyle yakalanıp yakalanmadığının araştırılması iliyet bağının mevcut olması halinde iş kazası sayılması gerekmektedir.

İşveren iş kazası halinde maddi ve manevi tazminat, işçinin ölümü halinde yakınları için destekte yoksun kalma tazminatı, çalışanın uğradığı zarar ve tedavi masrafları için kusuru oranında sorumluluk sahibidir. İhmalkar davrandığı değerlendirilen işverenlerin Türk Ceza Kanunu uyarınca cezalandırılması da mümkündür.

Mevcut mevzuatımıza göre; Sigortalı bir çalışan hastalık ya da iş kazası nedeniyle hayatını kaybederse, onun eşi ve çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için çalışanın en az 5 yıldan beri sigortalı olması, 900 gün primin bulunması, Emekli Sandığı’na bağlı ise de en az 1800 gün ödenmiş primi olması gerekmektedir.

Ancak, ölümle sonuçlanan iş kazasında bu ön koşullar aranmadan ölenin ailesine ölüm geliri bağlanıyor. Ölen kişinin ödenmiş primleri ayrıca ölüm aylığı bağlanmasına yeterli ise, yakınlarına  ölüm gelirine ilave olarak ölüm aylığı da bağlanıyor. Bu nedenle iş kazaları nedeniyle ölümlerin SSK açısından maliyeti çok yüksek oluyor…

Kamu Görevlileri için “Vazife Malullüğü” Nedir?

Vazife malullüğü kavramı, vazife malullüğüne bağlı hak ve yükümlülükler sadece 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki sigortalılar (kamu görevlileri) için uygulanmaktadır.

Bu kapsamdaki sigortalıların malullükleri; Vazifelerini yaptıkları sırada, vazifeleri dışında idarelerince görevlendirildikleri herhangi bir kamu idaresine ait başka işleri yaparken, kurumlarının menfaatini korumak maksadıyla bir iş yaparken, idarelerince sağlanan bir taşıtla işe gelişi ve işten dönüşü sırasında, işyerinde meydana gelen kazadan doğmuş olursa, buna vazife malullüğü ve bunlara uğrayanlara da vazife malûlü denilmektedir.

Covid-19’la en ön safta mücadele eden pek çok sağlık çalışanı enfekte olmakta ve bir kısmı da bu uğurda yaşamlarını yitirmektedirler. Bu insanlarımız tıpkı yukarıdaki yasal düzenlemede belirtildiği gibi bir durumla karşı karşıyadır ve açık bir biçimde ‘vazife malulü’ sayılırlar.

SGK, çalışırken enfekte olan bu insanların sosyal güvenlikleriyle ilgili işlemlerini özel olarak değerlendirerek ‘iş kazaları’ ve ‘meslek hastalıkları’ veya ‘vazife malullüğü’ kollarından biriyle ayırarak yapmalıdır görüşü de bulunmaktadır.

Emsal YARGITAY Kararı Var mı?

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 2019/2931 sayılı, 15.04.2019 tarihli kararı emsal niteliğindedir. Olayda; Domuz gribine yakalanarak hayatını kaybeden tır şofürüyle ilgili SGK nın “hastalık” olarak karar vermesinden sonra Tır şöförünün ailesi tarafından konu yargıya taşınmış, yerel mahkeme SGK kararı doğrultusunda hüküm vermiştir. Bu kararı TEMYİZ eden avukatlar YARGITAY dan “iş kazası” sayılmalıdır kararını almışlardır! 

Dolayısiyle; Covid-19 hastalığı nedeniyle hayatını kaybeden  kişilerin mirasçılarının, hastalığın işyerinde gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle kapıldığı iddiasıyla işverene önce  TESPİT DAVASI kazanmasından sonrada MADDİ ve MANEVİ TAZMİNAT DAVASI ile YARGI yoluna gitmeleri mümkündür.

İşverenler Ne Yapmalıdır?

İşverenler çalışanlarını sağlığını ve güvenliğini korumakla yükümlüdür.  Dava durumunda mahkeme hakimi ve avukatlar, işverenlerden çalışanlarını Covid-19 a karşı korumak için hangi eğitimleri, tedbirleri ve denetimleri yaptığını soracaktır. 

Efor OSGB olarak,  İşyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanlarımız ile İSG-Katip sözleşmeli olarak hizmet verdiğimiz işyerlerinde,  COVID-19’a karşı çalışanları korumaya yönelik eğitimler vermekte, yazılı-imzalı talimatlar, prosedürler, kontrol formları, toplu ve kişisel koruyucu dananım önerileri vb. işe ve işyerine özgü gerekli tüm  çalışmaları yapmaktayız.

Covid-19 ile mücadele teknik çalışmaları ve dokümanları, İSG mevzuatına uygun davranan işverenleri kötü niyetli ve haksız davalara karşı KORUYUCU niteliktedirler.

Efor OSGB ile Geleceğe GÜVENLE Bakın!

Leave a Reply