İş kazası ve meslek hastalığı sonucu hukuki ve cezai sorumluluklar kanunca belirlenmiştir. Bu durumda; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13. maddesine göre iş kazası;

  1.  Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
  2.  İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle veya görevi nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş veya çalışma konusu nedeniyle işyeri dışında,
  3. Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
  4. Emziren kadın sigortalının, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
  5. Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen arızaya uğratan olaydır.

Meslek hastalığı; işçinin, çalıştığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütümü şartları yüzünden uğradığı, geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza halleridir.

İş kazalarının %98’i önlenebilir, %50’si kolay önlenebilir olup, %2’si (doğal afetler vb.) önlenemezdir.

İş Kazasında Açılan Davalar

  • Ceza Davası
  • Maddi Tazminat Davası
  • Manevi Tazminat Davası
  • İş Göremezlik Tazminatı
  • Destekten Yoksun Kalmak Tazminatı

Ceza Davası

İş kazası ceza davasında, işveren, kaza geçiren taraf veya diğer üçüncü kişilerin mevzuatlar içerisinde sorumlu olabilmesi veya ceza uygulanabilmesi için kasıt ya da kusur aranmaktadır. Oluşan iş kazasında kasıt veya kusurun belirlenmesi durumunda ceza ve yaptırım uygulanmaktadır. Belirlenen kasıt ya da kusur konusunda bir hapis cezasının oluşabilmesi için Türk Ceza Kanununun hükümleri göre tespiti ya da maddi bir ceza alınabilmesi için İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında bir kusur veya kasıt tespit edilmiş olmalıdır. Ayrıca bu kanunlar ve alt mevzuat maddelerine aykırı şekilde hareket edilmiş olması ve mevzuatlarda açıklanan tedbirlerden en az birinin alınmamış olmasının tespit edilmesi gerekmektedir.

Yukarıda açıklanan durumların tek bir istisnası bulunmaktadır; iş yerinde meydana gelen tüm kazalar iş kazası olarak değerlendirilmektedir. Ancak işyerinde çalışanı kasten yaralayan veya öldüren işveren ya da üçüncü kişi Türk Ceza Kanununun 81. Ve 85. Maddeleri uyarınca hapis cezasına çarptırılmaktadır.

Tazminat Davaları

Tazminat davalarının amacı, kişi veya kuruluşun uğradığı zararın tazmin edilmesini sağlamaktır. Meydana gelen zararlar, kasıt ve kusurları oranında işveren, işçi veya üçüncü kişiler tarafından tazmin ettirilmektedir. Tarafı belli olmayan zararlar söz konusu olduğunda istisnai durum bulunmaktadır. Buna göre; Kaza ile ilgili kişi veya kuruluşun bir kusuru yok ise, bu durumda zararın belli oranlarda işçi ve işveren tarafından çekilmesi gerekmektedir. İşverenin bu yükümlülüğüne kusursuz sorumluluk denmektedir.

İş kazaları sonucunda oluşan tazminat davaları, olayların meydana gelmesinden ya da fark edilmesinden itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır. Bu süreyi aşan durumlar zaman aşımına uğramış olmaktadır.

  1. Manevi Tazminat

Manevi tazminat davası, meydana gelen kaza ve zararın sonucunda duyulan acı, ruhsal dengenin bozulması, yaşama sevincinin azalması sebebiyle Borçlar Kanununun 47. maddesi gereğince verilen tazminat olup, Borçlar Kanunu 47. Maddesinde “Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut çalışan öldüğü takdirde ölünün ailesine, manevi zarar namıyla adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir” şeklinde manevi tazminat hakkını betimlemektedir. Bu madde göz önüne alınarak, kaza veya ölüm durumunda ölünün yakınları tarafından (veya manevi zararını ispat edebilecek diğer kişiler tarafından) dava açılabilmektedir. Dava sonucunda tazminat, kazazede ya da zararı ispat eden kişiye ödenmektedir.

Manevi tazminatın bölünmezliği nedeniyle tümü için dava açılmalıdır. Fazlaya ait hakkı saklı kalmak şartıyla dava açılamayıp,  ancak bilahare zarar büyümüş ise bu kısım için yeniden dava açılabilmektedir.

Manevi tazminat miktarının belirlenmesi; zararın büyüklüğü, işverenin ve mağdurun ekonomik durumlarına bağlı olarak hâkim tarafından verilmektedir.

  1. Maddi Tazminat

İş Göremezlik Tazminatı: İş kazası geçiren işçinin ruhsal veya fiziksel zarara uğraması durumunda ödenmesi gereken tazminattır. İş göremezlik tazminat davası, Borçlar Kanunun 46. Maddesi gereğince kazaya uğrayan tarafından açılabilmektedir. Kişinin kendisi dışında yakınları veya üçüncü şahıslar dava açamamaktadır.

İş göremezlik tazminatının hesabında, kazazede yaşı, ücret ve maluliyet oranı etkili olmakta ve bunlara göre tazminat hesaplanmaktadır.

Destekten Yoksun Kalma Tazminatı: İş kazası veya meslek hastalığı sonucunda kişinin ölmesi halinde, bu kişinin hayattayken sorumluluğunda olan kişiler desteklerini yitirdiklerinden dolayı bunun tazmin edilmesi için açılan davadır. Bu dava, Borçlar Kanununun 45. Maddesinde son fıkrasında belirtilen “ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını de tazmin etmek lazım gelir” şeklinde ifade edilmiş olan hak dolayısıyla, kişinin yakınları tarafından açılmakta ve tespit edilecek tazminat miktarı peşin ve toptan olarak hak sahibine ödenmektedir.

SSK Tarafından Açılan Rücu Hakkı Davası

Kurumun, işverene karşı rücu hakkının hukuki niteliği konusunda kanunda herhangi bir açıklama bulunmadığı gibi yargı kararları ve doktrinde de görüş birliği yoktur.

Bir iş kazası veya meslek hastalığı sonucunda ortaya çıkan maddi kayıplar, SSK tarafından karşılanmakta olup, SSK, yaptığı masrafları, Sosyal Sigortalar Kanununun 26. ve 10. Maddesi gereğince olaydaki kusurları oranında işverene, üçüncü şahıslara veya işçiye rücu edebilmektedir. Buna dayanarak, SSK, kazada kusuru bulunan kişilerden tazmin etmek için rücuan alacak davası açabilmektedir.

Sosyal Sigortalar Kanununun 111. Maddesi gereğince, bağışlanmaz kusuru sebebiyle iş kazasına veya meslek hastalığına uğrayan sigortalıya verilecek olan geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli iş göremezlik geliri, bu kusurun derecesine göre, kurumca yarısına kadar eksiltilebilir olmaktadır. Kurum bu uygulamayı Müdürlüklerde kurduğu üçlü komisyonlar marifetiyle, işçinin ekonomik durumunu de göz önünde bulundurarak uygulanır. Ancak işçinin ölümü durumunda, sigortalının kasıt veya kusurundan dolayı, ölenin hak sahiplerine rücu davası açılamaz.

Sigortalar Kanunu’nun 10. Maddesine istinaden, işçi sigortasız çalıştırılırken kazaya uğramışsa 26. madde hükümlerine bakılmaksızın meydana gelen zarar işverene ödettirilir.

Efor OSGB İstanbul | İş Sağlığı ve Güvenliğiniz Emin Ellerde!…

Leave a Reply